Şub
15
2013

İyi Bir Okur Olmanın 10 Yolu

Benim çok kadim dostlarım var. Bunlar öyle sıradan insanlar da değil üstelik. Sözü dinlenen, bilgili, kültürlü, makam mevkii sahibi, sevmeyi bilen, aşkı tanıyan, insanı çözebilmiş ve dünyanın sırlarına ermiş dostlarım var.

Kadim dediysem yalan değil! Kimi altı yüz yıldır, kimi üç yüz, kimi yüz yıl kadar eski. Genç dostlarım da var, elli yıllık, otuz yıllık, hatta üç beş yıllık dostluklarım da var.

Hem de öyle kolay kolay ulaşmak mümkün değil bunlara… Bir yandan ulaşılmazken, bir yandan benimle saatlerce sohbet ederler. İçlerini dökerler, tecrübelerini paylaşırlar. Kızmazlar, zaman mefhumları da yoktur. Bu kadar iyi dostların isimlerini duysanız çok şaşırırsınız. Yerli, yabancı yüzlerce  isim…

İnanmadınız değil mi? İnanın inanın!

Bu dostların kitaplarını okuduğumda işte onlarla hasbıhale başlıyorum. Kitap okumak böyledir… Normal yaşamda muhatap olma şansı yakalayamadığın yazarla oturup konuşmaktır. Hem de itiraz edersin, doğru bulmuyorum söylediklerini dersin yine de karşılık vermez ve seni hoşgörüyle sararlar.

kitap-okuma

İyi bir okur olmanın ilk şartı okumayı sevmektir desem biraz garip bir cevap olur ama okumayı sevmeyenlerin iyi okur olma şansları olmadığına göre aslında doğru bir cevaptır.

Sevmek de nasıl sevmek? Bir yemeği sevmek gibi mi? Bir insanı sevmek gibi mi? Bir şehri, bir mekânı, bir şarkıyı sevmek gibi mi? Hiçbiri değil! Bunların ikamesi vardır. Ama suyun yani sıvı olan içeceğin aslı su olduğundan ikamesi yoktur. Meyve suyu da olsa, çay-kahve de olsa, serum da olsa aslı sudur.İşte su içmek gibi susamak ve su içmeyi sevmek gibi seveceksin. Yani düşünmeden, ben suyu çok severim demeden, vücudunun sıvı ihtiyacına girmesi gibi, dimağınızın ihtiyaç hissetmesi lazım. Vücudunuzun kavrulduğu gibi ruhunuzun ve beyninizin kavrulması lazım ki okuyabilesiniz ve okumayı sevesiniz!

Alışkanlıkla okuyanlar vardır! Fazla sıvı vücudu zayıflattığı gibi alışkanlıkla sadece alışkanlıkla okuyanlar da aslında dimağlarını, zihinlerini zayıflatırlar. Okuduğunu içselleştiremez, aktaramaz ve hatırlamaz!

Kitap, gazete, dergi veya yazılı bir kâğıdı okumak demek o yazılanla bütünleşmeyi ve azami dikkati vermeyi gerektirir. Yol tarifi yapılmış bir kâğıdı okurken o yolları biliyorsak zihnimizde canlandırdığımız gibi kendimizi iyice konuya verip, ayrıntılarını algılayarak ve zihnimizde canlandırarak okumalıyız. Kelime israfı, harf israfı yapılarak yazılar vardır elbette ama genellikle yazılan her cümle yazan için anlamlıdır ve oraya yazılmasının mutlaka bir sebebi vardır. Şöyle ki; “Ben İstanbul’a gittim” demekle İstanbul’a gittiği anlaşılacakken, “Ben İstanbul’a eski bir otobüsle, dura kalka, çokça mola vererek gittim” denmesi arasında sonuç olarak fark olmamasına rağmen yazar o yolculuğun zorlu geçtiğini, mütevazı olduğunu, mecburi bir yolculuk yaptığını veya daha başka amaçlarla yazdığı için okuyucu dikkatli olup “İstanbul’a gitti” diye algılamamalıdır.

Gazete okuyup okuma  eylemini gerçekleştirdiğini düşünen çok önemli bir kesim var. Gazete okumak, okumak değildir. Gazete okumak yüzeyselliktir. Bir deryanın, yani büyük ve derin bir denizin kenarına gidip sadece ayaklarını ıslatmak gibidir. Hele sosyal medyadaki kısa cümle paylaşımları, durumları okumak ise tam bir kandırmacadır. Sanaldır, yani gerçek değildir ve gerçek olmayacaktır.

Dergi okumak ise o denize boyuna kadar girmektir. Kitap okumak ise o derin denizde yüzmektir. Yüzme çeşidi olarak kurbağalama yüzme araştırma kitapları, serbest yüzme romanları, sırt üstü yüzme şiiri,  sadece kulaç atmak ise inceleme-deneme- öykü okumak gibidir ama derinlerdesin ve seni boğulmaktan attığın o kulaçlar, o yüzme biçimleri suyun üstünde tutmaya yarar ve ilerlemeni sağlar.

Okunan her kitap, her düşünce, her bilgi, okuyanın akıl süzgecinden geçer. Akıl süzgeci ilk okumaya başlayanlar için çok dar deliklidir ve okuduğunun anlaşılması, içselleştirilmesi zordur. Okumaya devam eden birinin süzgeci ise zaman geçtikçe deliklerini açar ve daha kolay algılar, içselleştirir, daha önce edindikleriyle bağ kurar.

Pekâlâ, her okunan içselleştirilmeli mi? Hemen zihne işlenmeli mi? Kabul edilmeli mi? Tabii ki hayır! Ama hayır diyebilmek için çok okumak gerekiyor. Hangi konuda okunursa okunsun o konuyla ilgili değişik kitaplara, değişik görüşlere başvurulmalıdır. Yani okuyup okuduğunu hemen kabul etmek doğru bir okuma değildir. Burada ki doğrudan kastım, o kitap için en iyi, en mükemmel, inceleme ve araştırma kitabıysa akademik gibi algılamaktır. Diğer çeşit ise okuyup okuduğunu tamamen reddedenlerdir. Bu da doğru bir okuma değildir. Doğru okuma biçimi okuyup, okuduğunu önceki bilgileriyle karşılaştırmak, bağları kurmak, diğer ters düşünce ve bilgilerle karşılaştırıp kendi analizinden sonuç çıkarmaktır. Doğruyu doğru, doğru olmayanı yanlış kabul etmektir. Ama bu aşamaya gelebilmek için denize girilip kıyıda biraz yüzmek ve antrenman yapmak lazımdır.

Bir diğer en önemli konu ise kitap seçimidir. Yazar seçimidir. Ne yazık ki son yıllarda dünyada ve ülkemizde yazar sıfatıyla yazılar yazan, kitaplar yayınlayanların sayısı çok fazla olmasına rağmen kaliteden ödün verilmiştir. Çok basit dilbilgisi kurallarını dahi bilmeyenlerin ve çok sığ düşünce, öykülemeye sahip kitapların elden ele dolaşması, iyi kitap seçilmiyor düşüncesini doğuruyor. İyi kitap okumayanın okumasının okuyana fayda getirmeyeceği açıktır. Çünkü okumak; İnsanın gözünün önünde katbekat tül perdelerin okudukça bir katının açılması ve sonuçta çıplak gözle ve apaydınlık dünyayı görmeyi sağlayan bir davranıştır.

Kötü kitap okumak ise o tüllerin gözün önüne sabitlenmesini getireceği için okumak zararlı bile olabilmektedir.

Okumayı disipline etmek gerekir. Yani günde en az elli sayfa kitap okuyacağım veya şu, şu dergileri mutlaka her hafta, her ay okumalıyım gibi hedefler koyarak disiplinle uyulmalıdır. Okumadığı gün görevini yapamamış olmanın huzursuzluğunu yaşamalı… Okumayı boş zamanlar eylemi değil, bir ihtiyaç ve görev sorumluluğuyla yapmaya alışılmalıdır.

Okurken notlar almak her zaman çok önemlidir. Not alınan kâğıtlara yazılanların aynı zamanda zihne de yazıldığını unutmamak lazım.

Okuma uyuma öncesi yapılmamalı ve uzanarak okunmamalı, vücudu önemli ve ciddi bir iş yapıyormuş şeklinde uyarmak gereklidir. Algı daha yükselecektir.

 

Bu yazıda ve sorudaki ince ironi şudur; Bu yazıyı zaten okumaya meyilliler okuyacak ama okumayı sevmiyorum diyenler okumayacak, dolayısıyla okumaya meyilliler için faydalı olacağını tahmin etmekteyim.

İyi okumalar…

kitap-okumanin-yararlari

*

Sırrı Çınar

sirricinar@sirricinar.com

www.hepsi10numara.com

 

Bir önceki yazımız olan Murat Menteş'ten 10 Afilli Söz başlıklı makalemizde anlamlı sözler, güzel sözler ve murat mentei kimdir hakkında bilgiler verilmektedir.

2 Yorum Yapılmış + Sen de Yorum Yap

  • O kadar üşengeç ve okumayısevmeyen biriyim ki 3. Başlıktan 10. Başlığa atladım

  • güzel makale

Bir Yorum Yap

Giriş

Anket

10 numara hobi hangisidir?

View Results

Loading ... Loading ...

En Çok Okunan Yazılar

Türk Edebiyatının En İyi 10 Deneme Yazarı
Kitap Okumanın 10 Faydası
Kitap Sevdalısı 10 Ünlü Kişi
Sıradışı Türk Yazarlarından 10 Alıntı
İyi Bir Okur Olmanın 10 Yolu